Yeni Dönüm, Aurelia

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yeni Dönüm, Aurelia

Mesaj tarafından Rosalind Bir Çarş. Haz. 14, 2017 1:38 pm


Bütün heybetiyle önümde duran duvar, gördüğüm en devasa şeydi. Her biri işlemeli duvar gerçek dışı duruyordu.Devasa büyüklükteki, çelikten örme kapı, eski Inveida'yı anlatıyordu. Yıllardır gördüğüm en güzel yer, köylerdi. İnsa yapımı her şeyden kaşıyorduk. Melezlerden kaçıyorduk. Tanıdığım tek ırk, kendi ırkımdı. Bildiğim tek yapı, kendi gelir geçer yapılarımızdı. Devasa kapıdan geçerken, havaya bakmamak elde değildi. Gözlerim, sevinç doluydu. Ütopik bir dünyanın eseri gibiydi her şey. Şehir, düzen ve huzuru temsil ediyordu sanki. Hoş giyinimli kadınlar, hiç görmediğim elbiseler giymişlerdi. Saçları daha önce hiç hayal dahi edemeyeceğim şekilde toplanmıştı. Erkekler bir savaşçıdan daha çok adını koyamadığım bir şekle benziyorlardı. Hepimizin nutku tutulmuştu, buna emindik. Yine de buraya ait değildim. Xavier'da değildi. Ancak Maia en başından beri buraya ait olduğunu hissediyordu sanki. Hayallerini yaşıyor gibiydi, yüzünde oluşan umut dolu gülümseme bunun kanıtıydı. Xavier'a döndüm. "Buraya ait değiliz, dikkat etmeliyiz." dedim. Maia, beni duymuyor gibiydi ya da duymamazlıktan geliyor gibiydi. Bir süre sonra bize yüzünü döndü. "Belki, bir süre kendim gezmeliyim, sonra sizi bulurum." dedi. Burası kocaman bir metropoldü.

Düzgün yollar, herkesin kendine ait bir işi varmış gibiydi. Yaşadığım hayatın tam tersiydi. İsteyen ne yapmak istiyorsa onu yapıyordu. Yemek sorun değildi, ayaklarına hepsi hazır geliyordu. Açılmış yemek yerlerinde parayı verdiğiniz zaman her şeyi alabiliyordunuz. Cebimde kalan paralara baktım. Astıkları fiyat listesine göre alabileceğim bir şey yoktu. Xavier'a baktım. Her yeri hayran, hayran inceliyordu. "Gerçekten, çok farklı değil mi?" dedim. Xavier irkilmişti. Dalıp gitmişti büyülü şehirde. "Sanki, bu yaşamı sunmak için tek acıyı biz çekmişiz gibi." diyebildi. Aklımdan geçen her şeyi dillendirdiğini anladım o an. Burada olan her şeyin acısını biz çekmiştik. Ailemiz katledilmişti. Mahkum düşmüştük. Böyle bir hayat olduğundan ya da olabildiğini düşünemezdim bile. Bu, imkansızdı. "Kalacak yer bulmalıyız." dedim. Xavier başı ile onayladı. Burada bir mağarada kalamazdık, dışarıda uyuyamazdık. Kendimize uygun bir yer bulmamız gerekiyordu. Ayrıca, burada yazılan hiçbir şeyi okuyamıyordum. Burada yazılan yazı farklı olmalıydı. "İç güdülerimize güvenmemiz gerekiyor." diyebildim çaresizce. Kalacak bir yer bulmalıydık. Yoldan geçen bir tüccara sormayı akıl ettim.

"Hey, sen!" dedim. Adam başını çevirip bana bakmaya ihtiyaç duymadı. Burada işler böyle işlemiyor olmalıydı. İlk kez bu kadar çaresiz hissediyordum. Eminim Maia ne yapmamız gerektiğini biliyordu. Maia'yı bulmalıydık. Bu kadar büyük bir yerde onu nasıl bulabileceğimi bilmiyordum. Benim kanunlarım geçerli değildi. Hançerim, kılıcım işe yaramıyordu.

Saatlerce her yeri gezdik. Sonunda Maia meydanda oturuyordu. Elinde çiçekler ve bir kitap vardı. "Maia!" dedim bağırarak. Bana doğru baktı ve el salladı. Yanına gittik. "Her yerde seni aradık." dedim telaşla. Ayrıca sinirlenmiştim de. Bu kadar sorumsuz davranmaması gerekiyordu. Öylece çekip gitmemesi gerekiyordu. "Burası, benim evim gibi." dedi sakince. Xavier ile bakıştık. Anlam veremiyordu o da. Ne yapmamız gerektiğini bilemiyordum, ilk defa Maia'nın işe yarayacağını düşünebildim sadece.
avatar
Rosalind
Ana Karakter

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 06/09/16
Yaş : 20
Nerden : Derin orman.

Kullanıcı profilini gör http://tayfun.yetkinforum.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yeni Dönüm, Aurelia

Mesaj tarafından Xavier Bir Çarş. Haz. 14, 2017 1:43 pm

Üçümüz kalabalık caddelerde yürürken Maia dükkanların üzerindeki tabelaları tarıyordu. Elindeki kitabı göğsüne bastırmıştı. Uzun süredir dolaşıyor olmamıza rağmen hiç konuşmamıştı benimle. Yüzüme bile doğru düzgün bakmamıştı.

"Maia." diye seslendim ona. "Bu hanlar bize uygun değil, burası pahalı bir mahalle olmalı." diye cevapladı beni, ona bunu sorduğumu düşünerek. Sonunda kolundan tutup onun, başını bana çevirmesini sağladım.

"Neler oluyor?" diye fısıldadım, sadece ikimizin duyacağı şekilde. Rosalind'i kontrol ettim, hala önden yürüyordu. İkimizin arkada zaman kaybettiğini görürse planı her bozulduğunda olduğu gibi asabileşir ve bağırırdı. Bu kalabalıkta ilgi çekmek istemiyordum.

"Bir şey olduğu yok." diye cevapladı. Neredeyse aksi denebilecek bir ifadeyle hem de. Maia'nın bu halde olduğunu ilk defa görüyordum.

"Buraya gelince değiştin. Sonuçta burası uygar bir şehir. Bir barbar ve cahil bir yarıtanrıyla yolculuk etmek senin için zor olmalı." Bu sözleri söylediğim an pişman oldum. Bunları gerçekten düşünmüştüm ama söylemek istememiştim. Maia'nın yaralanmış bakışlarını görünce geri çekildim.

"Bunu nasıl söylersin?" Bunu söylerkenki ses tonunu hiç unutamayacaktım. "Sen ne olduğunu nasıl göremezsin? Rosalind ve sen... Aynısınız. Görünüşünüz, kişiliğiniz, düşünce şekliniz de. Bunların dışında da pek çok şey paylaşmışsınız anlaşılan. Ben sanırım sadece size yük oldum." O anda sanki bir şey olacağını hissetmiştim. Kolunu tutmaya çalıştım ama elim sadece boşluğu yakaladı. Aniden bana fırlattığı şeyi tuttum, para kesesiydi bu.

"Ara sokaklara girin, oradaki fiyatlar daha düşüktür. Pazarlık yapın."

"Maia," demeye çalıştım ama çoktan kalabalığın arasında kaybolmuştu. "Maia!" Bu sefer bağırıyordum, insanları itekleyerek kendime yol açıyordum. Aniden birisi beni omzundan tutunca az kalsın geri düşüyordum. "Hayır..." diye mırıldandım. Maia gözden kaybolmuştu.
avatar
Xavier

Mesaj Sayısı : 11
Kayıt tarihi : 06/09/16
Yaş : 22
Nerden : Yer ve Gök'ün buluştuğu yer.

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yeni Dönüm, Aurelia

Mesaj tarafından Maia Bir Çarş. Haz. 14, 2017 1:44 pm

Parmaklarımı kitabın üzerine vurarak ritim tutuyor, Aurelia'nın kalabalık sokakları arasında sakin bir şey bulmaya çalışıyordum. Xavier ve Rosalind'i koca şehirde tek başlarına bırakmanın verdiği suçluluk duygusu şimdiden içime işlemişti. Okuyamıyorlardı bile, ne yapacaklardı?

Yine de söylediğim sözlerin gerçekliğinden emindim. Yavaştım, saftım, güçsüzdüm. Onlar savaşçıydı, hayata sıkı sıkı tutunuyorlardı. Bense... Onlarda olmayan her şeydim. Zayıf bir insaydım o kadar. Sağ gözüm umrumda değildi, bende safkan kanı varsa bile insa tarafım tarafından bastırılmış olmalıydı. Xavier'ın masmavi gözlerini hatırladım. Ondaki insa kanı da safkan tarafı tarafından bastırılmıştı sanki. Rosalind ve ikisini öyle görünce ikisinin arasında rahatsız edici bir unsur olduğumu görmüştüm. Bunu kabul etmek acı veriyordu, itiraf etmek istemesem bile. Yine de yabancı bir mekanda onları terk etmek! Rosalind'in yokluğumu fark edince söyleceği şeyi tahmin edebiliyordum. 'Tam işe yarayabileceği zamanda ortalıktan kayboldu, yararsız kız.' Bu düşüncem mantıklı olsa da bunu düşünmek de bana acı vermişti. Bana söylediği o kadar şeyden sonra, Rosalind'i bile sevmiş miydim? Benimle asla ilgilenmeyecek bir yarıtanrıyı da sevebildiğime göre Rosalind'i de sevebilmem normaldi sanırım. Bu düşüncemden sonra duraksadım. Xavier'ı bir daha asla göremeyebilirdim.

Xavier... Sana hiç söyleyemedim. Gözlerimdeki yaşları silmek için Rosalind'in pelerininden yaptığım göz bandını kaldırdım. Gözyaşlarımın arkası kesilmiyordu ve onları ellerimle silmeye çalışmak hiçbir işe yaramıyordu. Bu beni daha da üzdü ve daha da ağlamaya başladım. Olduğum yerde ağlamanın daha çok ilgi çekeceğini düşünüp yürümeye başladım. Burası gördüğüm en büyük şehirdi, kimse kimseye dikkat etmiyordu ama yine de korkuyordum. Hayatım sağ gözüm yüzünden mahvolmuş gibiydi benim için, Aurelia'ya geldiğim andan beri bunu hissediyordum. İnsalardan beni ayıran sadece sağ gözümdü. Ondan akan yaşları silerken içimden bir lanet okudum. Rahibeler bunu yaptığımı görse büyük ihtimalle bana iki gün yemek vermezlerdi.

Burnumu çekerken birine çarpınca irkildim.

"Özür dilerim..." diye mırıldandım başımı kaldırıp. Bu çok düşüncesizce bir tepkiydi ama hala yüzümü saklamaya alışamamıştım. Karşımdaki yabancıyı görünce şaşkınlıktan burnumu bile çekmeyi unuttum.

"Asıl ben özür dilerim." dedi nazikçe, gülümsemesi gördüğüm en kibar gülümsemeydi. Bembeyaz kıyafetinin göğüs cebinden beyaz bir mendil çıkardı ve bana uzattı. Vücudumu hareket ettiremiyordum, o kadar şaşkındım ki sadece gözlerimi fal taşı gibi açıp ona bakabiliyordum. Bunu fark ettiğinde kahkahaya benzer kısa bir ses çıkarıp gözyaşlarımı sildi.

"Seni kaybolmuş küçük bir kız sanmıştım." Sakin sesi biraz tüylerimi ürpertse de sonunda kendime gelebildim.

"S-siz... Adalet Savaşçısı... Tanrılar..." Anlamsız şeyler mırıldanırken etrafa bakmayı akıl ettim. Mermerden, geniş bir meydanda duruyordum. Başımı eğip hızla yürümek iyi bir fikir değildi anlaşılan. Başımı yukarı kaldırdığımda gün ışığında inci gibi parlayan kuleleri gördüm. Ulu Saray bütün haşmetiyle önümde uzanıyordu. Onu bu kadar yakından görmek beni bir anlığına nefessiz bıraktı. O kadar... İnsanüstüydü ki. Sanki Tanrılar tarafından yapılmıştı.

Adalet Savaşçısı'nın elimi tutmasıyla irkildim.

"Şey... Ben gerçekten kayboldum. Artık geri dönmeliyim... Arkadaşlarımın yanına." Son söylediğim şeyden dolayı duraksadım. Aurelia'da melez barındırmak bir suçtu. Eğer Xavier ve Rosalind'i bulursa... Xavier ve Rosalind'i bulursa safkan olduklarından dolayı hemen idam ederlerdi, diye atıldı beynimin mantıksal kısmı. En azından Rosalind'i idam ederlerdi. Xavier bir yarıtanrı. Ya bunu kimse anlayamazsa? Güçleri hiç tam anlamıyla açığa çıkmazsa?

"Geri dönmek mi? Seni buraya Yer Tanrı göndermiş olmalı. Senin yerin bizim yanımız, küçük kız." Gözlerim yüzünü taradı. Arkadan toplanmış uzun beyaz saçlarının aksine yüzü oldukça gençti. Uzun, Adalet Savaşçısı cübbesine uyum sağlayacak kadar beyaz bir teni vardı. Kemikli yüzü ona oldukça asil bir hava veriyordu. Söylediği şeylere rağmen hala gülümsemesini koruyordu. Nazik gülümsemesine değil de, gözlerinin içine baktım. Birisi yeşil, birisi mavi gözlerine. Gülüşü gözlerine ulaşmıyordu, gözlerine baktığımda kaçamayacağımı anlamıştım.

"Sen bir Adalet Savaşçısı olmak için doğmuşsun, bunu sen de biliyorsun." Bileğimi kavrayan eli sıkılaşmıştı. Derin bir nefes alıp kendimi gevşettim. Bu sefer bir kaçışım yoktu. Aurelia'ya gelmeyi bu kadar istememin nedeni bu muydu? Yer'in gücü müydü? Bunu neden hissedemiyordum?

"Gözlerindeki güvensizliği görüyorum küçük kız. Öğreneceksin, merak etme. Her şeyi öğreneceksin. Ve sonra anlayacaksın." Zarif adımlarla yanıma geçti ve dirseğimden tutarak beni yönlendirerek yürütmeye başladı. Neden bu bana yanlış geliyordu? Adalet Savaşçıları'nı her zaman idolize etmiştim. Ama şimdi kalbim sıkışıyordu, geri dönmek istiyordum. Ait olduğum yere, Xavier ve Rosalind'in yanına. Gerçek yoldaşlarımın olduğu yere. Onlarla tanıştıktan sonra bakış açım değişmişti. Dünya benim düşündüğüm kadar toz pembe değildi. Adalet Savaşçıları da cüppeleri kadar beyaz değildi.

Arkama bakmıyordum ama kalabalığın gürültüsü arasında adımı seslenen bir erkek sesi duyduğuma emin gibiydim. Bunun kendi hayal gücüm mü yoksa gerçek mi olduğunu hiç bilemeyecektim.
avatar
Maia
Ana Karakter

Mesaj Sayısı : 16
Kayıt tarihi : 06/09/16
Yaş : 20

Kullanıcı profilini gör

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Yeni Dönüm, Aurelia

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz